Kızılay gönüllüsü 'Leyla abla' gönülleri fethediyor

Yaklaşık 3 yıldır sürdürdüğü çalışmaların pozitif etkisiyle epilepsi hastalığı için kullandığı ilaçları bırakan Türk Kızılay Sakarya Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Deniz, ihtiyaçlarını karşıladığı insanların gönlünü de kazanıyor.

Kızılay gönüllüsü 'Leyla abla' gönülleri fethediyor

Yaklaşık 3 yıldır sürdürdüğü çalışmaların pozitif etkisiyle epilepsi hastalığı için kullandığı ilaçları bırakan Türk Kızılay Sakarya Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Deniz, ihtiyaçlarını karşıladığı insanların gönlünü de kazanıyor.

Kızılay çalışmalarına katıldıktan sonra varlıklarından haberdar olduğu aileleri haftanın 7 günü ziyaret eden Deniz, evlerine konuk olduğu kişiler tarafından aile üyesi olarak kabul ediliyor.

- "BEDEN DİLİNDEN, GÖZLERİNDEKİ İFADELERDEN ANLIYORSUNUZ"

Leyla Deniz, AA muhabirine, insanların ihtiyaçlarını gidermek için gittiği evlerde hayat hikayelerini dinlediğini söyledi.

Paylaştıkça ve konuştukça ziyaretlerinde farklı boyutların ortaya çıktığını anlatan Deniz, şöyle devam etti:

"Sonra bu tecrübeleri yazmaya başladım. Ziyaret ettiğim hanelerde sohbetlerim esnasında izin alarak hikayelerini yazıyorum. Değişik hikayeler, değişik insanlar ve hayatlar... Ben de onlardan biri oldum artık. Bazılarının annesi, bazılarının kardeşi, kiminin de ablası oldum.

Bu sıcak ilişkiler sonrasında insanlar bana güvenmeye başladı. Bir aileye ziyarete gidiyorsunuz, ortamı teneffüs ediyorsunuz. Kahve ve çay eşliğinde sohbet ediyorsunuz. İşte orada o insanların hayat hikayeleri başlıyor. Birlikte ağlıyoruz, bazen birlikte gülüyoruz."

Önceden de arkadaşlarıyla yardımlarda bulunduklarını ancak aileleri ziyarete başladıktan sonra insanların farklı yaşantılarına yakından tanık olduklarını dile getiren Deniz, şunları kaydetti:

"Gerçekten bilmiyordum. Ne zaman evlerine girmeye, paylaşmaya başladım o zaman anladım. Önceden ben kimsenin evde yerde oturduğunu düşünmezdim. Sonra baktım insanların eşyası, giyeceği, yiyeceği yok. Böyle ailelerin varlığını görünce kendimi sorguladım. Bir süre yemek yiyemedim, kıyafet alamadım. Bazı evlerden döndüğümde oturup ağladığım oluyordu. Herkesin bize denk hayatlar yaşadığını zannediyordum. O kapıların ardında neler yaşandığını bilmiyormuşum."

Deniz, ailelerle çok güzel duygular yaşadığını aktararak, "Onların beni kapıda karşılamaları, beni görünce mutlu olmaları... Zaten bir süre sonra beden dilinden, gözlerindeki ifadelerden anlıyorsunuz. Bazen bir şey söylemek istiyorlar, çekiniyorlar ve beni başka bir odaya götürüp gizlice söylüyorlar. Artık öyle içli dışlı olduk." ifadelerini kullandı.

- "BİR İNSANI ANLAMAK İÇİN ONUN HİKAYESİNİ BİLMEMİZ GEREKİR"

Birçok ilginç hayat hikayesine şahitlik ettiğini vurgulayan Deniz, "Daha önce evlerine ziyarete gittiğim beyefendi, eşi ve kızıyla kapıma gelerek beni yemeğe davet etti. Evde sadece 2 kanepe var, yerde hiçbir şey yok. Bütün yokluğa rağmen hazırladıkları zengin sofrada onların kültürlerine göre yemeğimizi yedik. O geceyi hiçbir zaman unutamam." diye konuştu.

Deniz, tanıdıkça hayat hikayelerini merak ettiği insanların yaşamlarını kaleme almaya başlarken kitap yazma amacının olmadığını belirterek, "Onlara ilişkin her türlü bilgiyi not alıyorum. Aslında yazarken kitaplaştırma düşüncem yoktu. Her geçen gün yeni hikayeler eklendikçe ilerleyen süreçte sadece evlatlarıma ve torunlarıma anı olarak kalsın diye yazıyorum. Bir insanı anlamak için onun hikayesini bilmemiz gerekir. Bu formlar o insanın yoksulluğuna çare olabilir ama insanların daha derin yaraları var. Klasik formlara yazdıklarımız standart şeylerdir. İnsanların acılarını buralara sığdıramayız." ifadelerini kullandı.

Leyla Deniz, yardım faaliyetlerinde çalışan gönüllülerin ihtiyaç formlarını doldurmanın ötesinde insanların hikayelerine ortak olmaları gerektiğini sözlerine ekledi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER